MTM Tuning RS4 Clubsport24 June 2007
Kısa adı MTM olan Motoren-Technik-Mayer (dilimizde yaklaşık karşılığı Motor-Teknoloji-Mayer A.Ş.) GmbH şirketi eski Audi mühendisi Roland Mayer tarafından 1985’de kurulmuştur. O zamanlar, Mayer Audi Ar-Ge’de efsanevi turbo beslemeli sıralı–5 motorun geliştirilmesinde çalışmış ve Audi’nin müteakip zaferleri kazanmasında rol oynamıştı. Bilgisi, tecrübesi ve Audi’deki bağlantıları sayesinde Roland kısa zamanda tuning şirketini başarıyla kurmayı bildi. O günden bu yana Roland dışında hiç bir 3. şirket Roland’ın önderliğini ettiği MTM’nin başarısına yaklaşamadı.

Ingolstadt’ın biraz uzağında bulunan Bavyera Eyaletinin şehri olan Wettstetten’de bulunan MTM, içinde 20 kişilik personelin çalıştığı iki binada kurulmuştur. Ar-Ge faaliyetlerinin hemen hepsi, test ve donanımlar evde yapılmaktadır. Üst kat (600+hp 2,7 litrelik motorlar ve çeşitli İtalyan motosikletleri ile dekore edilmiştir) parçaların dizayn edildiği ve modelinin yapıldığı birkaç CAD iş istasyonunun da bulunduğu Roland’ın ofisidir. Alt kat ana satış ofis alanıdır. Arkada donanım ve servis için kullanılan bir atölye bulunmaktadır. Belki de en etkileyici görüntü klima kontrollü şasi dinamometre odasıdır. Bu oda iki adet yan yana yerleştirilmiş MAHA 4-tekerlek dinamometreleri içermektedir ki bunların her biri bir Learjet’i kıskandırabilecek devasa boyutlarda eksenel fanlara sahiptir.
Roland’a göre modern araçları güçlü bir endüksiyon ile düzgün biçimde test etme ve modifiye yapmak için; hava alan sürüş koşulları, intercoolerları soğuk tutmak ve dereceleri düşük tutmak gerekmektedir. Sahip olduğu güçlü vantilatör sistemi, otoban şartlarının simüle edilmesini sağlayan yüksek hızdaki rüzgârı ve yüksek hava akımını yaratabilmektedir. MAHA dinamometreleri aynı zamanda tam ve tekrarlanabilir figürleri ile de tanınmaktadırlar. “Rolldown” denen bir hareket gerçekleştirmektedirler bu tekerlek ve krank şaftı arasındaki güç farkını hesaplayarak sürüş kayıplarını belirlemek için kullanılmaktadır. Bunların tümü MTM ye ürünlerini geliştirme ve test etme imkânı sunmaktadır.

MTM RS4 Clubsport. Sıradan bir RS4 hakkında daha önceden söylenmemiş ne tür bir övgü verebiliriz? Bu araç 4 kapılılar arasında bir fenomen haline gelmiştir. Bu aracı stokta bulundurmak piyasadaki 4 kapılı sportif sedan araçlarının arasında çok satılması nedeni ile faydalıdır. Genelde lüks ve iyi donanıma sahiptir. Aynı zamanda şu anda her türlü hava koşulunda yol tutuşu ispatlanmış olan quattro sürüş sistemi ile piyasaya sürülmektedir. Ancak tüm kullanıcılar için mükemmel değildir. Bu nedenle MTM için bu aracı geliştirme imkânı bulunmaktadır.
Clubsport’un en önemli parçası, sıvıdan havaya soğumalı Lysolm tipi kemerli aşırı beslemeye sahiptir. Bu doğrudan motor kapağının altındaki karbon fiber şişkinliğin altında bulunmakta ve aracı 0.45 bar (6,5 psi) temiz hava ile beslemektedir. Bu akıllıca dizayn edilmiş paket Audi’nin 4 litrelik V8 ine darbe vurmakta ve 535 beygir gücüne ve 428 ft-lbs torka çıkmasını sağlamaktadır. Motor parçaları kompresyon oranı %100 standart üretimdir. Motor kapağı üzerindeki özel karbon fiber vantilatör, aşırı beslemeye daha fazla açıklık kazandırmakta ve motor sıcaklığının kontrol edilmesine yardımcı olmaktadır. Aşırı besleme ekipmanı standart, değişken uzunluklu giriş manifoldunu tamamen değiştirmektedir.
RS4 Clubsport hala bir prototiptir, bu nedenle çalışmalar devam etmektedir. Son versiyon tamamlanacak, tüm MTM araçlarında olduğu üzere OEM standartlarına ve estetiğine getirilecektir. Bu basın aracında monte edilmiş olan aşırı besleme aslında standart bir S4 den uygulamasından adapte edilmiştir, emme çarkında bulunan normalde IDI benzin enjektörünün bağlı olduğu delikler buna kanıt olmaktadır. Bu sistem S4’lerde kullanılmakta ve 503 hp’lik bir güç sağlanmaktadır.
Roland bu Clubsport RS4 aracının gelişimini belirlemek için 50.000 km’lik bir hedef koymuştur. Bu araç 50.000 km’yi görmeden kiti üretime koymayacağı anlamına gelmektedir. Hâlihazırda, test aracı 15.000 km’yi görmüştür, bu nedenle alması gereken daha çok yol bulunmaktadır. Ancak bu araçlar ortalama bir araçtan daha çok “yıpranma-yırtılma” olduğu için bu araçların tüm koşullarda test edildiği düşünülebilinir. Bu aracı sert bir şekilde kullandık ve herhangi bir handikap oluşmadı.
MTM’nin aşırı besleme sistemini gelişimi hiç kolay olmamıştır. Üç önemli faktör projenin genel zorluğunu belirlemede rol oynamıştır; ebat, ısı ve montaj durumunun elverişliliği.

Audi, V8’i A4 şasine yerleştirebilmek için tüm boşlukları kullanmıştır. Motor boyunu mümkün olduğunca kısaltmışlardır. Bu da Roland’a aracın ön kısmında fazla çalışma olanağı bırakmamıştır.
Bir aşırı besleme, bir hava kompresörünü mekanik olarak (üfleyici) makara ve kayış sistemine dönüştürerek çalışmaktadır. RS4 motorunun aşırı devirlenebilme kapasitesi, tüm kayış sisteminin yüksek hız ve yüksek tork işlemlerini kaldırıyor olması anlamına gelmektedir. Tam gazda, aşırı besleme motordan 50 veya daha fazla hp almaya ihtiyaç duymaktadır, bu aldığı gücü de kayışa iletmektedir. Kayış/sürüş takımının minimalize edilmesi ve her türlü koşulda tam performans sağlanması için çok yoğun çaba harcanmıştır.
Bu sistemin düzgün bir şekilde çalışabilmesi için kaputtan kaynaklanan ısıyı engelleyebilecek bir tesisata ihtiyaç vardır. MTM aynı zamanda soğutma sistemini de güvenlik için hayati önem taşıdığını ve düzenli güç sağlanması için gerekli olduğunu kabul etmektedir. Soğutma olmaksızın yapılan denemelerde emme ısınısın çok yükseldiğini ve bunun da güç düşüşüne neden olduğu gözlemlenmiştir. Yüksek ısı aynı zamanda makinenin daha gürültülü çalışmasına neden olmaktadır, bu da 30.000 $ tutarında bir RS4 motoru söz konusu olduğunda pek hoş karşılanmamaktadır. Sudan havaya soğutma sistemi fabrika çıkışlı soğutma sistemine aşırı beslemeye geçmeden bir ısı değiştiricisi takarak sağlanmaktadır.

“Güç kontrolsüz hiçbir şeydir.” Bu klişe söz MTM’nin RS4 ü söz konusu olduğunda gerçektir. RS4 e daha fazla güç verilmesi, daha az yuvarlak bir aracın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu nedenle modifikasyonların geri kalanı aşırı beslemeden daha fazla güç alımına yoğunlaşmıştır. Ağırlık hafifletici önlemler, Clubsport’ un ağırlığını indirmektedir. Belirtilen ağırlık 1660 kg dır (3650 lbs). Bu Amerika donanımlı RS4’e fazladan daha büyük frenler ve güvenlik önlemleri eklense dahi elde edilecek ağırlıktan 350 lbs daha azdır.
Audi’nin süspansiyon sistemi, kullanım ve performans arasındaki boşluğun kapatılmasına yöneliktir, iki süspansiyon tasarımın en son kısmında birbirlerine karşılıklı olarak yer almaktadır. DRC sistemi, RS4 ün gövde kısmındaki hareketlerin kontrol edilmesinde çok etki sahibi değildir. Aracın ön/arka kısmında birbirlerine karşılıklı yer alan hidrolikler, aracın daha yumuşak bir şekilde yol almasına ve kullanımının kolaylaştırılmasına sağlamaktadır. Çoğu koşulda araç gereği gibi çalışmaktadır. Ancak DRC tesisatı ile ilgili olarak bazı hallerde anormal hareketler gözlemlenebilmektedir. Örneği sert frenajlarda, ön kısımda dağıtılan ağırlıkla bağlantılı olarak aracın savrulmasına beden olabilmektedir. Bu durum çoğu kullanıcı için pek de hoş olmayan ve frenleme eşiği açısından güven vermeyen bir durumdur.
RS4 in genel performansı iyidir ancak RS4 Clubsport daha çok performans üzerinde yoğunlaşmıştır. MTM, RS4 süspansiyonunun dinamik eksikliklerini kapatmaya çalışmıştır. DRC sistemi kaldırılmış ve yay/amortisörler MTM in kendi coilover süspansiyon sistemine geçilmiştir. Bu katı tesisat DRC sistemine nazaran daha iyi ve yarış aracı kullanımına uygun agresif kullanım sağlamaktadır. Sert frenleme daha istikrarlı hale gelmiştir. Tek eksik nokta yavaş hızla alınan virajlarda aracın savrulma eğilimi göstermesidir. Tam gazda LSD ünitesine dikkat edilmelidir.

Audi RS4’ ün Lamborghini’den alınan 8 pistonlu ön fren takımı RS4 için oldukça başarılıdır. Birçok hususta olduğu gibi, burada da gelişim imkânı halen bulunmaktadır. 535 hp’lik bir makine söz konusudur ve frenleme sistemi bu bakımdan her zaman dikkate alınması gereken bir husustur. MTM 8 pistonlu bir kompas sistemi geliştirmiş ve rotor boyunu 365 mm den 380 mm ye çıkarmıştır. MTM motorları aynı zamanda doğrudan vantilatörlüdür (Audilerden farklı olarak) bunun nedeni ise soğutma sistemini geliştirmektir. MTM RS4 Clubsport’ta 19 inch’lik tekerleklere MTM’nin “bimoto” logosu konmuştur. Sonuç etkileyici bir görüntü ve performanstır.
Bu kadar bilgi verildikten sonra sorulacak soru, kullanımın nasıl olduğudur. Kesinlikle mükemmel bir şekilde MTM, RS4 ün temel özelliklerini azaltmadan aracın teknik özelliklerini arttırarak çok mükemmel bir iş çıkartmıştır. 4.2 litrelik V8 gibi RS4 de motorun çalıştırılması ile çok yumuşak bir biçimde homurdanmaktadır. Buna karşın homurtunun bir kaç oktav daha tehditkâr çıktığını tespit ettik. V8 motorun homurtusu Amerikan otomobilleri hastalarının kalbini eritmeye yetecektir.
Motor rölantide çalışırken gaz pedalına verilen tüm komutlara anında tepki veriyor. Her şey bir yana, bu “anında”dan daha hızlı, telepati sınırlarında dolaşan bir şey. RS4’ün V8’inin staccato havlaması devir kesicinin devreye girdiği 8250 devire kadar, takometrenin rölantiden kırmızı bölgeye çıkmasından çok önce, artmaktadır. Takometrenin kırmızı iğnesi RS4’ün güçlendirilmiş krank miline karşı olan yarışını her seferinde kaybetmektedir. Hafifletilmiş volan ve debriyaj düzeneği Clubsport’un, bugüne kadar denediğimiz tüm cadde otomobillerinden çok daha hızlı devirlenmesine yardım etmektedirler. Düşük viteslerde, vites zamanlarını önceden sezmemiz (takometre gecikmesine güvenmek yerine) gerektiğini, aksi takdirde devir kesiciye düşeceğimizi gördük. İtiraf etmek gerekirse bu olay başımıza birkaç seferden daha fazla geldi, fakat bu otomobil alışmak için biraz uğraştıran bir otomobil. Topuk-parmak ucu manevraları ustaca ve yetenekli dokunuşları gerektiriyor, aksi takdirde devir kesicinin düzenli aralıklarla devreye girmesi kaçınılmaz olacaktır.

Sonunda bizim MTM RS4 Clubsport’un derin ve destekleyici, yarışlardan etkilenmiş Recaro koltukları içine yerleşeceğimiz zaman geldi. 4 noktalı emniyet kemerlerin sıkıca kenetlenmeleri iyi bir amaç uğruna yapılmıştır. Arka taraftaki, roll-bar kasnaklarının yanına monte edilmiş OMP yangın söndürücü ve şasi bağlantıları bize bu otomobilin yarış pistlerinde evdeymişçesine davranan hiçbir koşulda taviz vermeyecek bir otomobil olduğunu hatırlatmaktadır.
Debriyajdan ayağımızı ayırırken, sert yaylı ünitelerin hafif volanla kilitlenmesinden dolayı aktarma organlarında bazı titreşimler tespit ettik. Tutuşunun çok iyi olmasına rağmen, MTM’nin bu otomobilde kullandığı debriyajın kullanıcı dostu olan bir ünite olduğunu söyleyemeyiz. Burada düşük devirlerdeki ekstra vibrasyon ve sesi de belirtmek gerekiyor. Sonuç olarak standart RS4’ün debriyajının sağlamlık sorunları olan bir parça olarak bilindiğini göz önüne alırsak sürüş sırasındaki bazı tavizlerine rağmen daha dayanıklı bir ünitenin monte edilmiş olması memnuniyet verici.
Wettstetten’in küçük “köy”ünden dışarıya olan yolculuğumuz sırasında sürdürdüğümüz sorumlu tavır sınır cezası gibi geldi. Sağ ayağımızın altında ne tür bir potansiyelin yattığını biliyorduk ve bu canavarı salıvermemek için irademizin son damlasına kadar mücadele verdik. Yağ hala soğuktu, böylece otomobili sükûnetle kullanmak ve normal sürüş koşulları altında nasıl davranacağını görmek için yeterince mazeretimiz vardı.
Günlük işe gidip rutini için sınırlandırılıp ve aklı başında bir tavırla kısıtlandığı zaman (daha gürültülü, daha sert, daha sinirli) Clubsport standart bir RS4’e göre biraz daha aşırı bir otomobil ancak kesinlikle yaşamaya değer. Tam donanımlı MTM egzoz az miktar monoton bir sesin eşlik ettiği sıkı bir homurtuya imkân veriyor. Arka egzoz kanatçığı hem konsoldaki “S” butonundan hem de anahtarlığa benzeyen pürüzsüz uzaktan kumanda tarafından işlevsel olarak kullanılabiliyor. Normal ve S modları arasındaki fark, ses yüksekliği açısından, standart üretimden oldukça fazla. Aracın ses tonu bir düğmeye basılması ile birlikte ağdalıdan korkutucu bir hale dönüşüyor. Evet, biz bu aracın gerçekten de çocuklar ve kadınları korkutacağını düşünüyoruz. Ses saldırgan ve egzotik ve en önemlisi de çok güzel.
Sonunda şehrin dışına sıcak bir motor ve görece boş bir yolla ulaşabildik. Vites kolunun hızlıca bir hareketi ile mükemmel bir harmoni içinde vitesi 2. vitese alıp verilen gaz sinyali sonucunda oluşacak olan vites küçültme, Le Mans’ın Mulsanne düzlüğünün sonunda doğru bir hareketmiş gibi gelecektir. Kendimizi bir saniye daha tutamayıp, sağ ayağımızı sanki tabana gömermişçesine gaz pedalına asıldık. Beklendiği gibi vücudumuz destekleyici koltukların baskısı altında sıkıca ezildi. Buna rağmen aşırı beslemenin haykırarak yarattığı işitsel aşırı yükleme, kadifemsi V8 ve aşırı G kuvvetleri, yardımcı tekerlekleri olmadan ilk kez bisiklete binen bir çocuk gibi kontrolsüzce gülmeye başladığımız zaman beklenmeyen bir şeyin oluşmasına yol açtı.
Audi RS4’ü hepimiz tanıyoruz. Atik, kompoze ve iyi huylu bir otomobildir. Bu otomobil ise bunların hiçbiri; Bay Mayer’in yarattığı vahşi şey tamamen farklı bir otomobil. Bu otomobil zalim ve alay edilecek bir otomobil değil. Gerçekte mahmuzlara verilen elektrik şoku gibi zekice bir şey. 2. vites çabukça başarıldı ve şimdi 3. vitesin zamanı. Aşırı beslemenin havayı öğütmesi ve RS4’ün boğazından aşağıya göndermesi sonucu oluşan delicesine çığlık, bizi iliklerimize kadar dondurdu. Bu otomobil çok ama çok yaramaz, ancak çok iyi bir yönde.
Bunlara son verdik ve Clubsport’un güç bandına dair bir his elde edebilmek için tekrar viteslerle oynamaya geri döndük. Düşük devirlerde standart RS4’ten daha fazla tork var ama otomobil itme kuvvetini artan bir şekilde oluşturuyor. Anormal bir şekilde soluklanmasına rağmen, bu turbo bir otomobil sürmek gibi bir şey değil. Hala düzeltilmesi gereken şeyler var ve hala “sürücü otomobili” ödülünü almaya değer. Otomobili gerçek bir yarış pistinde kullanmanın gerçek bir zevk olacağı kesindir. Ne yazık ki şu an herhangi bir pist olmadığı için burnumuzu otobanın engebeli yollarına çevirmek durumundayız. Yazık!
Sabahın epey erken saatleri olduğu için otoban trafiği hafifti. Trafikteki boşlukları gözleyerek yonca kavşağı 3. viteste geçtik. Sağ şeritte iki kamyon arasında kalma tehlikesine karşı ayağımızı daha da büyük bir kuvvetle bastırdık. Her bir viteste kırmızı bölgeye kadar devir yükseltip vites değiştirdik. MTM RS4 Clubsport kusursuzca ilerlemeye devam etti ve gerçekten de hiç nefesi kesilmeyecekmiş gibi bir izlenim verdi. MTM bu aracın 320 km/s son sürate sahip olduğunu iddia ediyor ve onlara inanmakta bir problemimiz yok. Bu iddiayı da gerçekleştirmek için elimizden gelen her şeyi vermeye hazırdık ancak prototip ECU kodları bunu gerçekleştirmemize izin vermedi. İzin vermek yerine, 280 km/s olduğunu belirten çok sert bir devir kesiciye maruz bırakarak denememizi anında durdurdu. Daha düşük hızlara yavaşlarken (yavaşlatma modu size başka seçenek bırakmıyor) motor kontrol ışığı bize daha iyi tavırlar takınmamızı hatırlatmak için yanıp sönüyordu. Daha sonra bize bu düzensizliğin son üründe varlığını sürdürmeyecek olan geliştirme güvenliği ile ilgili bir önlem olduğu açıklandı.
Bu yılın Almanya’da düzenlenen itibarlı Tuner Grand Prix’sinde, MTM’nin RS4 Clubsport’u Hockenheimring’i hayranlık verici bir 1:11.785’lik derece ile turlayıp genel sıralamada etkileyici bir 5.’lik elde etti. Bu zamanı değerlendirecek olursak; yarım milyon dolarlık Pagani Zonda S’den daha hızlı ve Porsche 997 GT3 veya Corvette C6 Z06’larla aynı. Arka korlukların çıkarılmasına bağlı olarak Clubsport RS4, açık kategoride kendinden daha küçük ve hafif otomobillere (modifiyeli 400 hp Donkervoort’lar ve 600 hp Porsche’ler gibi) karşı yarışmak zorunda bırakıldı. Eğer RS4 sedan sınıfında yarışmış olsaydı, sınıfını rahatlıkla 2 saniye farkla geçerdi. Referans olarak vermek gerekirse standart bir B7 RS4 Hockenheimring’i 1:15 civarında bir derece ile turlamaktadır. MTM RS4 Clubsport ise neredeyse 4 saniye daha hızlı!
Standart yakıtla yol alan 4 kapılı bir sedan için bu aşırı etkileyici bir sonuç. Bu arabayı kaldırmak, ilave edilen alt devirlerdeki tork ve hırçın bir şekilde kavrayan yarış debriyajı ile çocuk oyuncağı haline gelmiştir. Yola tutunma neredeyse şaşmaz bir halde iken güç doğrusal ve tahmin edilebilir haldedir; otomobil tamamen yere düğmelenmiş gibi hissettirmektedir. Frenler, her ne kadar onlara güvenilir bir değerlendirme yapmaya yetecek kadar test yapabileceğimiz bir ortam bulamasak da olmaları gerektiği gibi aşırı derecede sağlam göründüler.
Olağanüstü RS4 kadar eğlenceli geçen düz çizgilere ek olarak tüm paketin kendini gösterdiği asıl yer ise dönüşler olmaktadır. Şasi ve direksiyondan gelen tepkiler o kadar olumlu ki dönüşlerde sürücüye muazzam güven veriyorlar. Sürücü otomobil tarafından sürekli olarak daha hızlı sürmeye itilmektedir, çünkü yedekte sürekli daha fazlası olduğu hissedilmekte ve limitler ise normal trafik koşullarında delilik olan çok yükseklerdedir. Dolambaçlı köy yollarını parçalamak korkutucu derecede kolaydır. Ağaçlar bulanıklaşıyor ve hendek direkleri apex işaretleri haline geliyorlar. Eğer bu otomobil size Frank Stippler’mişsiniz hissi vermiyorsa, yanlış hobi seçmişsinizdir.
Bütün olarak MTM nin RS4 Clubsport’u unutulmaz bir makinedir. Bu aşırı beslemeli B7 Clubsport, turbo besleme tarafından elde edilen dev tork kabarıklığı veya zarif B5 şasi tarafından sağlanan çeviklik hissiyle boy ölçüşemeyebilir ama B7 şasisi daha sert ve daha iyi tepkiler verdiği için tabloya daha fazla kontrol ve hassasiyet getirmektedir. Motorda tutulan doğrusal güç çıkışı kendini yarış pisti kullanımına çok başarılı bir şekilde sunmaktadır ve bu arabada bir hata yapmak çok zor gözükmektedir.
Kendilerini “çok fazla yeterli değildir” mantrasına adamış olanlar için, MTM’nin aşırı beslemesi ve Clubsport paketleri 4 kapılı bir sedanı birçok spor otomobili aşabilecek bir performans seviyesine yükseltebilecektir, bunlara sadece çok valflı bir V8’in yapabileceği azgın, boğuk sesli, kadifemsi sesleri de eklemek gerekmektedir. Aşırı beslemenin hırlaması sadece pastanın üstündeki şekerleme gibidir.
Dikkate alınması gereken önemli bir diğer konu ise Roland’a göre motorları hemen hemen benzer olduğu için RS4 üzerinde çalışan herhangi bir parça R8 üzerinde de çalışabilecektir. Kitin seri üretime geçmesinden kısa bir süre sonra MTM’nin bir R8 aşırı besleme dönüşüm kitine de sahip olmayı umduğunu Roland da onaylamaktadır. MTM R8’e bir aşırı besleme geliştirmek için akıllı bir şekilde RS4’ü test aracı olarak kullanmaktadır. R8 fanatiklerinin 500+ hp’yi kullanabilmek için çok da uzun bir süre beklemelerine gerek kalmayacaktır.

